Ders 3: Bebeklik Sırasında Tamamlayıcı Gıdaların Tipleri ve Sürekliliği
3.2 Verilecek Besin Çeşitleri – Sebze Kökenli Besinler
Meyve ve Sebzeler
Meyve ve sebzeler vitaminler, mineraller ve lifin yanı sıra antioksidanlar ve fitosteroller temin ederek mikro besin eksikliğini önlemeye yardımcı olur (Michaelsen et al. 2003).
Çeşitli meyve ve sebzelerin eklenmesi çocuğun mikro besin gereksinimlerini, özellikle A vitamini ve C vitamini gereksinimlerini karşılamaya önemli katkı sağlar. A vitamini yönünden zengin meyve sebzeler A vitamini eksikliğini önlemeyle bağlantılı sağlık faydaları ve bu tür besinler tüketmenin diğer birçok vitamin gereksinimlerini de karşılamaya yardımcı olması olasılığı nedeniyle her gün yenmelidir (WHO 2003). A vitamini yönünden zengin meyve ve sebzeler için aşağıdaki listeye ve A vitamini gereksinimlerini karşılamak için gereken sebze miktarlarıyla ilgili olarak aşağıdaki şekle bakınız.
Taze meyve ve sebzelerin piyasada bulunması mevsime ve bölgeye göre değişiklik gösterir, ancak dondurulmuş, kurutulmuş ve salamura meyve ve sebzeler de aynı derecede yeterlidir. Salamura veya işlem görüş ürünler kullanıldığı takdirde, bunlar minimum miktarda ek yağ, sıvı yağ, şeker ve tuz içermelidir. Sebzeleri suda pişirmenin vitamin ve mineral kaybına yol açabileceğine dikkat etmek gerekir. Bu nedenle vitamin kaybını azaltmak için minimum miktarda su kullanılarak veya çok kısa süre kaynatılarak pişirilmesi önerilir (Michaelsen et al. 2003).

Şekil 2: Çocukların A vitamini gereksinimlerini karşılamak için tamamlayıcı gıda olarak verilmesi gereken sebze miktarları
Kaynak: WHO 2000 'nun izniyle basılmıştır
Pirinç, buğday, mısır ve darı gibi tahıllar birçok popülasyonun temel gıda ürünlerini oluşturmaktadır. Tahıllar enerji ve protein sağlarlar ve demir ve çinko yönünden fakir olmalarına rağmen iyi bir mikro besin kaynağıdırlar. Bu nedenle, tahılların çocuğun yeterli besin maddesi alabilmesi için diğer besinlerle birlikte yenmesi gerekir. Tahıllar ayrıca yemeklerde tahılda veya diğer besinlerde bulunan besin maddelerinin emilimini engelleyebilecek olan fitat içerirler (WHO 2000).
Tahıllar öğütülüp un haline getirilebilir ve lapa yapacak şekilde pişirilebilir (örneğin mısır, darı) veya genellikle püre haline getirilebilir (örneğin, pirinç ve erişteler) veya az miktarda sıvıyla yumuşatılabilir (örneğin ekmek ve pide).
Kökü yenilen bitkiler
Manyol, yer elması, patates, havuç, yabani havuç ve tatlı patates gibi kökü yenilen bitkiler de birçok ülkede enerji sağlayan temel ürünlerdir. Köü yenilen bitkiler nispeten az protein içerse de, önemli miktarda C vitamini içerirler ve iyi bir tiamin kaynağıdırlar. Mısır, tatlı patates ve sinirotunun sarı varyasyonları A vitamini kaynağıdır (WHO 2000).
Pişirilmiş kök bitkiler genellikle püre halinde tüketilebilir (örneğin, manyol, patates).
Bakliyat ve Yağlı Tohumlar
Bakliyat, özellikle taneli bakliyat (soya fasulyesi, bezelye, fasulye ve mercimekler) özellikle hayvan ürünleri sınırlı olduğunda çok yüksek besin değerine sahiptir. Birçok diyette bakliyatlar tahıllarla birlikte yendiğinde önemli bir besin kaynağıdır. Bakliyatlar iyi bir protein kaynağıdır ve önemli miktarda vitamin ve mineral temin ederler (Michaelsen et al. 2003).
Yağlı tohumlar iyi protein kaynağıdır, ancak A vitamini içermezler, kurutulduklarında C vitamini içermezler. Yağ tohumları (ayçiçeği çekirdeği, susam, kabak çekirdeği) ve bazı bakliyatlar (yer fıstığı, bambarra, soya fasulyesi) yağ açısından zengindir, yani enerjileri yüksektir (WHO 2000).
Tahıllarda olduğu gibi bakliyat ve yağ tohumları da demir, çinko ve kalsiyum emilimini engelleyen fitat içerirler. Fitatlara ek olarak, bazı baklagiller besin maddelerinin vücut tarafından kullanılma şeklini engelleyen başka toksinler içerirler. Bu nedenle iyice ıslatıp pişirilerek doğru bir şekilde hazırlanmaları hayati önem taşımaktadır (WHO 2000).
Bitkisel yağlar/Yağlar
Yağlar (soya yağı, hindistan cevizi yağı, zeytinyağı, palmiye yağı, mısır yağı, fıstık yağı gibi) ve margarin gibi yağlar konsantre enerji kaynaklarıdır. Kırmızı palmiye yağı A vitamini açısından çok zengindir, margarinlerde genellikle üretici tarafından eklenen A ve D vitaminleri vardır (WHO 2000).
Bal
Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Topluluğu (ESPGHAN) botulizme neden olan Clostridium botulinum ajanının sporlarını içerebileceğinden balın 12 aydan küçük bebeklerde uygun olmadığını belirtmektedir (Agostoni et al. 2008).

