Ders 9: Vitaminler

9.2.2 Yağda Çözünen Vitaminler - D Vitamini

D vitamininin tarihçesi Whistler (1645'te) ve Glisson'un (1650'de) küçük çocuklarda raşitizmi kemik hastalığı olarak tanımladığı 17. yüzyıla kadar uzanır. Ancak, D vitaminin tam anlamıyla belirlenmesi ve özelliklerinin çıkarılması ancak 20. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir (inceleme: Rajakumar 2003).

D vitamini normalde yağlı balıkların karaciğerlerinde bulunur ve son zamanlarda birtakım besinler D vitamini ile güçlendirilmiştir (süt, portakal suyu, gevrekler, vb.).  Omurgalı hayvanların çoğu D vitaminini UV ışığının etkisi altında derilerinde sentezler (Holick & Clark 1978). Bu nedenle, D vitamininin önemli bir kaynağı dermal sentez yoluyla gerçekleşir. Normal seviyeleri korumak için haftada 2 saat yüz ve ellerin yeterli güneş ışığına maruz kalması büyük bir olasılıkla yeterli olacaktır. Deride D3 vitamini üretimi herhangi bir enzim gerektirmez (Şekil 12). Cildin UVB ışığına maruz kalması iki aşamalı bir süreçte 7-dehidrokolesterolden D3 üretir (kolekalsiferol). Bu süreç oldukça yeterli bir süreç olmasına rağmen, UVB yoğunluğu ve cilt pigmentasyonu D3 sentezini modüle eder (Bikle 2014).

Karaciğerde hepatik enzim 25-hidroksilaz 25-hidroksivitamin D (25(OH)D) oluşumundan sorumludur. 25-hidroksivitamin D daha sonra D vitamini bağlayıcı proteine bağlı olarak kan yoluyla böbreğe gider. Orada 1α-hidroksilaz enzimi nihayetinde D vitamininin aktif formu olan 1,25-dihidroksivitamin D3'ü üretebilir (Şekil 12).


Figure 12: Vitamin D metabolism.

Şekil 12. D Vitamini metabolizması

Kaynak: Mathieu et al. 2005


Doğumdaki D Vitamini Depoları

25(OH)D dolaşımdaki en önemli D vitamini metabolitidir ve D vitamini bu formda plasenta yoluyla fetusa aktarılır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamininin doğumdaki depolarının erken doğan bebeklerde vaktinde doğan bebeklerden daha düşük olması beklenecektir. Bu nedenle, erken doğan bebekler D vitamini eksikliği riski taşırlar (Dawodu & Nath 2011, Natarajan et al. 2014). Monangi ve arkadaşları 32 haftalık olmadan dünyaya gelen erken doğan bebeklerde D vitamini eksikliğinin (serum 25(OH)D <50 nmol/L) %64 olduğunu bildirmiştir (Monangi et al. 2014). Boston'da yapılan ve 471 bebeği kapsayan ileriye dönük bir çalışmada erken doğan bebeklerde (<32 hafta) düşük 25(OH)D seviyeleri (<20 ng/ml) riskinde daha olgun bebeklere göre artış olduğu saptanmıştır (Burris et al. 2014). Doğumdaki D vitamini durumu tamamen annenin serum konsantrasyonuna bağlıdır (Dawodu & Nath 2011, Monangi et al. 2014, Kovacs 2008).


Deride D Vitamini Sentezi

Erken doğan bebekler YDYBÜ 'de genellikle Uv ışığına maruz kalmadığından ve YDYBÜ 'den taburcu olduktan sonra bile bu tür bir maruziyet olasılığı olmadığından UV-aracılı D vitamini üretiminin bu bebeklerde geçersiz olduğu düşünülmektedir (Mimouni et al. 2014).


Erken doğan bebeklerde D vitamini metabolizması

Erken doğan bebeklerin bağırsaklarında vaktinde doğan bebeklere benzer bir D vitamini emilimi ve metabolizması olduğu görülmektedir (Mimouni et al. 2014). Ayrıca karaciğer 25-hidroksilaz ve böbrek enzimlerindeki 1α-hidroksilazın erken doğan bebeklerde etkili olduğu anlaşılmaktadır. Buna ek olarak Koo ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada D vitamininin aktif formu (1,25-dihidroksivitamin D3) erken doğan ÇDDK bebeklere uygulandığında uygun kalkemik yanıtın tetiklendiği saptanmıştır (Koo et al. 1986).

Mevcut kanıtlara dayanarak erken doğan bebeklerde D vitamini gereksinimleri 400 ila 1000 IU/gün aralığında olmalıdır. Doğumdaki D vitamini durumu takviye açısından yönlendirici olmalıdır. D vitamini eksikliği bulunmayan erken doğan bebeklerde 400 IU/gün 25(OH)D düzeyinde >50 nmol/l'luk yeterli konsantrasyonu korumaya, raşitizmi engellemeye ve intoksikasyon riskinden kaçınmaya yeterli olmalıdır. Ancak, D vitamini eksikliği bulunan yeni domuş erken doğan bebekler yenidoğan depolarının normale dönmesi için günde 1000 IU almalıdır. Bu takviye değerlerinin erken doğan bebeklerde iskelet sistemi açısından ekstra fayda sağlayıp sağlamadığı henüz bilinmemektedir. Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gereklidir (Mimouni et al. 2014).

  

Dersin 100 % tamamladınız
100%